Santiago Gezi Rehberi | Şili

Bu hafta, Arjantin sınırlarından çıkıyooor ve komşumuz Şili’ye gidiyoruuz.

Önbilgi

  • Şili, Güney Amerika’nın en güneyinde And dağları boyunca uzanan uzun ince bir ülkedir.
  • Para birimi Şili pesosudur.
  • Santiago, Şili’nin başkentidir. Ancak parlamento binası 1990 yılında Valparaiso’ya taşınmıştır.
  • Şili balık zengini bir ülkedir. Norveç somonu diye satın aldığınız balıkların çok büyük bir kısmı aslında Şili’den ithal edilmektedir.
  • Şili, Aymara dilinde ”dünyanın bitimi/sonu” demektir. (Haklılar)
  • Aktif fay hatlarının üzerinde bulunan Şili’de sık sık depremler yaşanıyor.
  • Santiago’da ciddi bir hava kirliliği söz konusudur. Okyanustan gelen rüzgarlar And dağlarını aşamadıkları için şehrin içinde kısılı kalıyor. (Bknz: Toroslar) Santiago’nun bir sanayi şehri olması ise bu durumu daha da kötü bir hale sokuyor. Yine de hava kirliliğinin azaltılması için çalışmalar yapılmakta ve durumun şu anda geçmişten daha iyi olduğu söyleniyor.

Hazırlık

Şili için özel bir hazırlık yapmaya gerek yok. Aklınızda bulunması gereken birkaç şey var sadece:

  1. Güney Yarımkürede bulunduğu için hangi iklimde gidileceğine dikkat etmek. (Şili’nin kayak merkezlerinde kar tatili yapmayı planlamıyorsanız soğuk olan Mayıs-Eylül arası ayları önermem)
  2. Şehirde bir çok engebeyle, tepeyle karşılaşabilirsiniz. Yanınıza rahat ayakkabılar aldığınızdan emin olmanız iyi olacaktır.
  3. Nakit. Bazı cafe ve restoranlar kredi kartı kabul etmiyor. Aynı zamanda toplu taşıma için de nakit paraya ihtiyacınız olacaktır.

Ulaşım ve Süre

Türkiye’den Şili’ye henüz direkt uçuş yok. Ancak tabi ki bütün Latin Amerika ülkelerinin başkentlerinden Santiago’ya ulaşılabiliyor. Biz Buenos Aires’ten Latam Airways ile uçtuk. Dönerken de Aerolienas Argentinas ile döndük.

Gezimiz 4 gün sürdü. İlk ve son günümüzün yarısının ulaşıma gittiğini düşünürsek aslen 3 gün geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Zamanımız dolu dolu geçti. Hatta teknik bazı sıkıntılardan dolayı Cerro San Cristobal’e çıkamadık ve planımız eksik kaldı. Yine de bu küçük aksaklık dışında görmek istediğimiz her yeri gördük. Daha fazla zamanımız olsa Valparaiso‘ya doğru da bir uzanmak isterdik ama başka sefere artık.

Havalimanından şehre ulaşım için farklı servis hizmetleri var. Havalimanında bavulunuzu hemen aldıktan sonra servis hizmetlerinin standlarının bulunduğu noktaya geliyorsunuz zaten.

Biz yukarıda gördüğünüz Centropuerto’yu kullandık, en çok tercih edilen de o gibi görünüyordu. Servisin götürdüğü en son durak olan Los Heroes’te inip hemen metroya geçtik, otelimize ulaşmak için de metreoyla sadece 3 durak gitmemiz yeterli oldu.

Bunların dışında bir tane VIP servis hizmeti vardı, kalabalık gruplar için daha uygun ve rahat bir seçenek olabilir. Aynı zamanda bazı otellerin kendi servisleri de olabiliyor.

Şehir içi ulaşım son derece basit. Görülmesi gereken noktalara yürüyerek ulaşmak çok kolay. Metro veya otobüs kullanmak için de Bip kartı almanız gerekiyor. Otobüsü deneyimlemedik ama metroyu kullanmak da oldukça rahat ve bir kartı iki kişi kullanabiliyor. Yol bulmak için Google Maps’ten de kolaylıkla yararlanabilirsiniz.

Yapılacaklar

Santiago’ya giderken ne bekleyeceğimi çok bilemedim. Araştırma yaparken tatlı-tuzlu bir sürü farklı şey okudum. İnternet alemi Buenos Aires’çiler ve Santiago’cular diye ikiye ayrılmış gibi. Bu konuda detaylı bir inceleme yazısını gelecek hafta bloga ekleyeceğim. Şimdilik sadece bizim Santiago’da zamanımızı keyifle geçirdiğimizi belirteyim ve asıl yapılması gerekenlere odaklanalım.

Santiagoda görülmesi gereken yerler:
  • Plaza de Armas:

Şehrin merkez meydanı.

(Latin Amerika’daki hemen hemen bütün şehirler aynı yapıdadır. Şehrin merkezi bir meydanı vardır ve şehir bu merkezden dört bir yana doğru bloklar halinde büyür. Genellikle tarihi katedral ve bazı hükümet binaları bu meydanın etrafında bulunur.)

Palacio La Moneda

  • Palacio La Moneda:

Başkanlık ofisi. Başkan burada yaşamıyor, burası sadece çalışma alanı. Aynı zamanda Palacio La Moneda’nın altında halka açık bir seri salonu bulunmakta. Burayı da ziyaret edebilirsiniz.

  • Barrio Bellavista:

Şehrin gece hayatının yoğun olduğu, hippie-vari mahallesi. Burada birbirinden güzel restoran ve cafeler bulabilirsiniz.

  • Cerro San Cristóbal:

San Cristobal Tepesi. Engebeli denebilecek bir arazisi olan Santiago’nun çeşitli bölgelerinde park olarak bırakılmış tepeler var. Cerro San Cristobal en ünlü olanı. Tam tepe noktasında Meryem heykeli bulunuyor. Meryem heykeli de aynı Rio de Jenerio’da bulunan ünlü İsa heykeli gibi elleri açık duruyor. Buradaki terastan Santiago manzarasının da keyfini çıkarabilirsiniz.

San Cristobal Tepesi aynı zamanda koca Santiago Metropolitan Parkı’nın da bir parçası. Bu park o kadar büyük bir park ki şehrin farklı semtleri boyunca devam ediyor; semt bitiyor, park bitmiyor. San Cristobal tepesine çıkmak için ise üç seçenek var: 1) yürümek 2) finiküler 3) teleferik. Tepeye istediğiniz tarafından yürüyebilirsiniz. Ancak feniküler ve teleferiğin kalkış noktaları sabit ve birbirinden farklı.

Feniküler parkın Bellavista girişinde bulunuyor. Teleferik ise biraz daha Las Condes tarafında diyebiliriz. Biz ne yazık ki gezimiz sırasında en yapılması gereken şeyi yapamadık, yani San Cristobal’e çıkamadık. Bu durumun benim sorumluluğumda olan kısmı San Cristobal’i son günlere bırakmaktı. (Madem çok görülmesi lazım niye son dakikaya bırakıyorsun di mi? Ben de kendime kızıyorum) Amacımız teleferikle çıkıp finikülerle inmekti. Teleferiğin bulunduğu yere kadar gittik ancak bakım olduğu için finikülere yönlerdirildik. Biz de ta ordan yürüyerek finikülere gittik. Bu sefer de burada bakım var teleferike gidin demesinler mi?! İki tarafın birbirinin bakımından habersiz olmasını çok kınayarak süklüm püklüm döndük.

Her ne kadar biz gidememiş olsak da zamanlama açısından size önerim akşamüstü gitmeniz. Gün batımında şehrin çok daha güzel göründüğünü sayısız insandan duydum. Havakirliliği nedeniyle ışığın güzel olmadığı bir saatte tepeye çıkarsanız gördükleriniz hiç hoşunuza gitmeyebilir. Öte yandan finikülerin de teleferiğin de son çalışma saatleri var. Onlara da dikkat etmeyi unutmayın. Farklı mevsimlerde farklı saat tarfileri olabildiği için buraya Metropolitan Parkı’nın resmi site linkini, buraya da saat ve fiyat tariflerinin bulunduğu linki bırakıyorum. Sayfanın dilini en alt solda google’a otomatik çevirtebilirsiniz. (ulaşım tarifleri ikinci linkte sayfanın sonuna doğru)

  • La Chasona:

Ünlü Şilili şair Pablo Neruda’nın müzeye çevrilmiş evi. Pablo Neruda Şili’nin ilk Nobel ödülü alan sanatçısı. Ünlü şairin aynı zamanda Valparaiso’da da gezilebilecek bir evi bulunmakta. La Chasona ise adını Neruda’nın üçüncü ve son eşi olan Matilde Urrutia’nın kıvırcık saçlarına hitaben almış, İspanyolca karışık demek.

  • Barrio Lastarria:

Tatlı cafe ve restoranlarla dolu turistik ve güzel bir sokak. Haftasonları burada el işi satan insanlar da bulunuyor. Buradaki cafeleri ziyaret etmenizi öneririz. Aynı zamanda çok güzel murallarla da karşılaşabilirsiniz.

  • Cerro Santa Lucia:

Santa Lucia Tepesi. Şehrin ikinci önemli tepesi ve güzel bir park.

  • Mercado Central Santiago:

Harika bir balık marketi. İçerisi restoranlarla dolu. Büyük bir kısmını Donde Augusto isimli tek bir restoran kaplıyor. Her restorandan garsonlar sizi kendi baktıkları masalara oturtabilmek için resmen bir insan kapmaca halindeler. Servis çok hızlı, yemekler ise gerçekten leziz. Şili ve Peru mutfağından birçok yemeği burada bulabilirsiniz. Akşam saat 6’da kapandığı için öğle yemeğini burada geçirmek daha iyi bir seçenek olacaktır.

  • Costanera Center:

Güney Amerika’nın en uzun binası.

İçinde büyük bir avm bulunuyor. Alışveriş turizminden hoşlananlar için güzel bir destinasyon olabilir.

Costanera Center’ın bir diğer özelliği ise depreme dayanıklı olması. Bahsettiğim gibi Şili’de sık sık depremler görülebiliyor. Bu nedenle Costanera Center’ın inşası sırasında teknolojiden sonunda kadar yaralanılmış. Bir deprem olması durumunda bina depreme uygun olarak hareket ederek yıkılmayacak.

Ataturk Plaza

  • Atatürk Meydanı:

Evet, Atatürk Meydanı. Las Condes bölgesinde küçük, güzel bir parkın içinde Atatürk Anıtı bulunuyor. Meydan’ın adı da Atatürk meydanı olarak geçiyor. Şili’yi ziyaret eden Türkler genellikle burayı görmeden dönmez. Aynı zamanda şehrin başka bir bölgesinde Atatürk okulu da var. İkisinin yerlerinin karışmadığına emin olun.

  • Santiago Mezarlığı:

Tarihi Santiago Mezarlığı’nda ünlü şahısların kabirlerini görebililirsiniz. Anıt-mezar mimarisi bulunduğu için gezmesi ilgi çekici olabilir. Ancak, benim düşüncem, daha önce Buenos Aires’i ve Recoleta Mezarlığını ziyaret etme şansı olmuş birisi için burası çok da görülmeye değer bir yer değil. Bu tamamen şahsi bir düşünce olmakla beraber Santiago mezarlığının turistik bir alan sayıldığını da tekrardan belirteyim.

  • Müzeler:

Santiago’da birçok müze bulunuyor. Bunlardan en önemlileri: Museo Bellas Artes, Arte Pre-Colombino, Placio La Moeda’nın altındaki galeri, Museo Historico Nacional, Museo de la Memoria y los Derechos Humanos.

Benim bu müzeler arasından en görülmeye değer bulduğum ise Museo de la Memoria y los Derechos Humanos. Şili’nin Pinochet döneminede yaşanılanların hala bir kısmı bilinmiyor. Bu müze cunta döneminde yaşanalara ışık tutması, o dönem kaybolan gençlerin anılması için kurulmuş.

  • Concha y Toro

Concha y Toro Dünya’nın en ünlü şarap üreticilerinden biri. Santiago sınırları içinde ama şehir merkezinden biraz uzakta kalıyor. Burada şarap tadımı turlarına katılabilirsiniz. Ben şaraptan, üzümün cinsinden falan pek anlamam ama o güzel üzüm bağları açıkçası bizim aklımızı başımızdan aldı.

İnternette bir sürü Concha y Toro turu bulabilirsiniz. Ve aynı turları Concha y Toro’nun sitesinde daha ucuza da bulabilirsiniz. Aradaki tek fark ulaşım. Farklı turzim acenteleri tarafından sunulan turlarda sizi kapınızdan alıp bağlara kadar götürüyorlar. Eğer ben ulaşımı kendim hallederim diyorsanız tur rezervasyonunu buradan, firmanın kendi sitesinden yapmanızı öneririm. Zira ulaşım yine çok kolay.

4 numaralı metro hattına (mavi hat) binip Las Mercedes istasyonunda iniyorsunuz. İstasyondan çıkınca yukarıdaki resimde bulunan tabelayı göreceksiniz. Önünde de bekleyen bir abi (veya abla) olur. Eğer ispanyolcanız yoksa gidip sadece ”Concha y Toro?” veya ”wine?” diyebilirsiniz o abi hemen sizi sahiplenir zaten. Zira görevi site aracılığıyla gelen müşterileri toplamak. Düzenli aralıklarla firmanın kendi ücretsiz servisi gelip sizi alıyor. Böylece bağlara kolayca varıyorsunuz.

  • Valle Nevado Kayak merkezi

Valle Nevado, Santiago’nun yine 1 saat kadar dışında bir kayak merkezi. ”Ben kayağa bayılırım, bir de And dağlarında kayayım” derseniz Valle Nevado tam size göre olabilir.

  • Valparaiso:

Şimdi size Valparaiso’yu Türkiye üzerinden anlatacağım.

Devletin yönetimine dair her şeyi Ankara’da bırakıp sadece parlamentoyu Antalya’ya taşıdığımızı düşünün.

Evet, işte Şilililer buna benzer bir şey yapmış.

Valparaiso, Santiago’dan arabayla (veya otobüsle) 1 buçuk saat uzaklıkta bir sahil kenti. Gidip göremedik ama duyduğumuza göre son derece minnoş bir yer. Günübirlik gezilerin de Valparaiso için yeterli olduğunu duyduk. İsterseniz burada denize de girebilirsiniz. Arjantin ve Uruguay’ın tersine Şili’nin suları çok daha güzel ve mavi ama aynı zamanda da soğuk. Soğuk su akıntısı olduğu için burada deniz hiçbir zaman ”hamam gibi” olmuyor. ”Ben zaten soğuk severim oh girelim serineyelim” diyorsanız da keyfini çıkarın arkadaşlar! Hatta mümkünse bizim için de çıkarın. (gidememek içimizde bir ukte…)

Önerdiğimiz ücretsiz Santiago şehir turu:

Çok memnun kaldığımız için size katıldığımız ücretsiz şehir turunu önereceğim. Bu linkten turun sitesine ulaşabilirsiniz. Tura, hakkında çok güzel şeyler duyduğumuz için katıldık. Tripadvisor’da da harika yorumlar aldığını görebilirsiniz.

Plaza de Armas ‘tan başlayıp yaklaşık 4 saat süren tur şehrin bütün önemli noktalarından sizi geçirip kısaca hikayelerini anlatıyor. Bütün katılımcılar toplandıktan sonra turu ispanyolca ve ingilizce olmak üzere ikiye ayırıyorlar. Bizim gördüğümüz iki rehber de çok tatlıydı. Ve bize çok güzel bilgiler verdiler. Şili’nin de yakın tarihinde katı bir cunta dönemi ve acılı dolu günleri var. O günlerden kalan bir çok noktadan geçtik.

Yürüyerek gezmekten hoşlanıyorsanız sizin de bu turu beğeneceğinizi düşünüyorum. Şili yokuşlu tepeli bir yer olsa da tur sizi çok yormuyor. Düz ayak yollardan yürüyorsunuz. Bu turla yukarıda belirtilen yerlerin birçoğunu görmüş olacaksınız.

Turun götürdüğü noktalar: Plaza de Armas (katedral, belediye binası, postahane), Pre-Columbian Sanat Müzesi, Antiguo Congreso (eski parlamento binası), Adalet Sarayı, Palacio La Moneda, Bolsa de Comercio (Santiago Borsası), Teatro Municipal (ünlü opera binası), Cerro Santa Lucía , Barrio Lastarria, Güzel Sanatlar Müzesi, Parque Forestal, Plaza Italia, Barrio Bellavista, La Chasona, Cerro San Cristóbal.

Daha önceden böyle bir turu deneyimlememiş olanlar için, ücretsiz şehir turları sizi binaların içine sokmaz. Yani bahis konusu müzelerin sadece önünden geçeceksiniz. Aynı zamanda Santa Lucia ve San Cristobel tepelerine de sizi çıkatmayacak sadece çevresinden gezireceklerdir.

Biz bu nedenle şöyle yaptık: Plaza de Armas’a erken gidip önce Ulusal tarih müzesini gezdik. Zaten küçük bir müze çok zaman almıyor ve ücretsiz. Sadece içeriye çanta sokmak yasak olduğu için eşyalarınızı girişteki dolaplara bırakmanız gerekiyor. Dolaplar 100 pesoluk demir paralarla çalışıyor. (1 lira misali) Çantanızı geri alırken paranızı da alıyorsunuz.

Tur bittiğinde de Pablo Neruda’nın evi La Chasona’yı gezdik. Aslında amacımız o akşamüstü San Cristobel’e çıkmaktı ancak feniküler için tahmin ettiğimizden uzun bir sıra vardı ve kapanış saati yaklaşmıştı. Biz de ertesi güne bırakalım derken hiç gidemedik.

4 Çocuk

Tur sırasında öğrendiğimiz ve çok hoşumuza giden bir hikayeciği de paylaşmadan edemeyeceğim. Bu 4 çocuk heykeli tam olarak Teatro Municipal’in önünde duruyor ve 4 ülkeyi temsil ediyor: Şili, Arjantin, Peru ve Kolombiya. Heykelin bu ülkeler arasındaki dostluk ve kardeşliği temsil etmesinin yanı sıra, arkadan baktığınızda aslında birbirlerini itip kaktıklarını görüyorsunuz. Zira söz konusu ülke insanlarıyla biraz vakit geçirdiniz mi çok da kardeşçe hisler içinde olmadıklarını da anlayabiliyorsunuz. Hele ki Şili ve Arjantin  baya hoşlanmıyorlar birbirlerinden. O yüzden biz bu simgelemeye bayıldık!

Otel

Biz bu sefer kendimizi şımartıp Crowne Hotel Plaza’da kaldık. Otelimizin yeri muhteşemdi! Şehrin tam içindeydik, her tarafa kolaylıkla ulaşabildik ve havalimanından da kolayca yürüyebildik. Toplu ulaşımı sadece Concha y Toro’ya ve havalimanına giderken kulanmamız gerekti.

Yemek

Şili’nin en sevdiğim yanı mutfağı oldu. Tamam, Arjantin’de et yemek de güzel ama biz balığı nasıl özlemişiz, ama nasıl özlemişiz… Şili ve Peru mutfağının paylaştığı birçok özelliği var. Bu nedenle Santiago’da iki mutfağı da kolaylıkla tadabilirsiniz. Biz yemeklere bayılıp bayılıp ayıldık.

Paila Marina

İlk gün akşam yemeğimizi Mercado Centrol’de yedik. (Şansımıza tam kapanmadan yetiştik.) Yukarıda gördüğünüz çok tipik bir şili yemeği: Paila Marina. Aslen bir çorba ama kendinizi sulu karışık balık yemeği yer gibi hissediyorsunuz. İnanılmaz lezzetli bir yemek. Şahsen benim en sevdiğim bu oldu.

Soldan sağa: chorillana, pastel de choclo, flan

İkinci gün, tur rehberimizin önerdiği Galindo adlı restorana gittik. Galindo Bellavista’da bulunuyor. Fiyat/lezzet dengesi harika bir yer. İlk gittiğimizde çok beğenince son gün bir daha gittik hatta. İlk gittiğimizde Chorillana yedik. İkinci gittiğimizde ise Pastel de Choclo (mısırlı tart/kiş). Tatlı olarak flan istedik.Hem hizmet hem lezzet çok güzeldi biz baya sevdik Galindo’yu. (Gerçi flanı kare kesip kupa koymaları beni biraz düşündürttü.)

İtaliano

İtaliano, Şili’nin ünlü hotdog çeşidi. Birçok yerde önerildiğini görünce biz de denedik. Bu kadar ünlü olacak neyi var bilmiyorum ama lezzeti güzel. Adını soslarının İtalyan bayrağına benzemesinden alıyor. İçine domates, mayonez ve avokado konuyor.


Yazı Bilgileri:

Gezi tarihleri: 10-13 Şubat 2018

Son güncelleme: 9 Mart 2018