New York Gezi Rehberi | ABD

Televizyon ekranları ve sinema perdelerinde bol bol yer kaplayan New York’u kendi gözlerinizle görmeye mi karar verdiniz? Ama New York’ta nereye ne kadar zaman ayıracağınızı bilemiyor musunuz? O zaman hemen anlatayım!

Ön Bilgi:

  • Öncelikle Amerika Birleşik devletlerinde bir New York şehri (NYC) bir de New York eyaleti bulunur. Bir bu yazıda sadece şehirden bahsedeceğiz.
  • Gece gündüz canlı olduğu için New York, Hiç Uyumayan Şehir olarak da anılır. Bunun yanı sıra Büyük Elma (the Big Apple), Dünya’nın Başkenti gibi başka takma adları da vardır.
  • New York City’nin 5 adet bölgesi vardır: Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island.
  • Manhattan’ın ise kuzeyden güneye doğru üç bölümü vardır: Upper Manhattan, Mid-Manhattan ve Lower Manhattan.
  • Amerika için tabiki de vizeye ihtiyacımız var. İşin güzel tarafı Amerika bir turist vizesi verdi mi 10 yıllık verdiği için on sene içinde tekrar gitmek istediğinizde bir daha vize derdiniz olmuyor.

  • Bahşiş bırakmak zorunlu değil mecburi. Yani bırakmamanın tabi ki yasal bir yaptırımı yok ancak %10-20 bahşiş bırakmazsanız garsonunuz sizi restorandan salmayabilir, diyelim ki çıkmayı başardınız peşinizden koşup sizi kovalayabilir veya fişinizdeki kredi kartı bilgisinden isminize bakıp sizi internet üzerinde rezil edebilir. Evet, böyle şeyler gerçekten yaşanabiliyor. Ancak olaya bir de şu açıdan bakmak lazım: bazı restoranlarda garson maaşı diye bir şey ya yok ya da yok denecek kadar az. Tamamen bahşişle hayatını idame ettiren insanlar var. Dolayısıyla bu insanlar bahşiş bırakmayınca sinirleniyorlar.
  • Eğer ben bahşişi nasıl hesaplayacağım diyorsanız, birçok mekanda zaten fişinizin üzerinde bahşiş de hesaplanmış olarak geliyor. Yani size önerilen bahşiş miktarını bırakıyorsunuz.
  • Tabi bu arada söylemeden geçmeyeyim, vereceğiniz bahşişi fişe yazarlar ama kdv’yi etiketlere yazmazlar burada. Amerika’nın birçok eyaletinde alacağınız ürünün etiketinde yazan KDV hariç fiyatıdır. Bu da bizim gibi KDV dahil fiyatlara alışık insanlar için kasada şok yaşama sebebi olabilir. Onun için alışveriş yaparken dikkatli olmakta yarar var.

Süre

En az 4-5 gün. Bu filmlerde görüp merak ettiğiniz yerleri görebilmek için ayırılabilecek minimum süredir. Daha uzun kalırsanız daha detaylı da gezebilirsiniz. Ayrıca New York o kadar hareketli bir yer ki 4 gün değil de 4 ay kalsanız bile her gününüzü dolduracak bir şeyler bulabileceğinize eminim.

Haziran-Ağustos aralığında New York’taki turist popülasyonu ciddi bir artış göstermektedir. Ben NYC’ye iki kere gittim. İlkinde haziran ikincisinde mayıs ayıydı. Haziranda da çok ciddi bir sıkıntı çekmeme rağmen mayıs ayında yaptığım gezinin daha rahat olduğunu söyleyebilirim.

Ulaşım

New York’a ulaşım: New York’ta üç adet havalimanı bulunmaktadır. Bunlar: JFK, LaGuardia ve Newark Havalimanları. Bu üç havalimanından JFK ve Newark genellikle daha ön plandadır.

Türkiye’den sadece Türk Havayolları’nın JFK’ye direkt uçuşları bulunuyor. Daha ucuz olması adına aktarmalı uçuşları seçerseniz de JFK veya Newark’a inmeniz daha yüksek bir ihtimal.

Şehir içi ulaşım: New York’un inanılmaz bir metro ağı var. Hemen her yere metroyla kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Buna havalimanları da dahil.

JFK’den şehir merkezine ulaşım: Ben şimdiye kadar hep JFK’ye indiğim için JFK’den şehre ulaşımı anlatacağım. Havalimanından çıktıktan sonra Airtrain’e binmeniz gerekiyor. İki adet Airtrain rotası var. Bunlardan bir tanesi havalimanı içinde daire çiziyor, diğeri ise Jamaica Station’a gidiyor. Sizin Jamaica durağına gidip buradan metro hattına geçiş yapmanız gerekiyor. Metroyla şehrin istediğiniz bölgesine gidebilirsiniz. Eğer Manhattan’a gidecekseniz E hattına binmeniz gerekecektir. Çevrimiçi NYC haritasını indirirseniz Google Maps’in New York’da son derece başarılı çalıştığını söyleyebilirim.

Fiyatlara gelince, Airtrain ücretsiz değil, Metroya geçiş yaparken önünüze turnikeler çıkacak ve bu noktada bir metro kartı almanız gerekecek. En az 7,50 dolara bir metro kart alabilirsiniz, bu da sizi sadece Airtrain’den çıkartmaya ve bir kez metroya binmeye yeter çünkü Airtrain’in ücreti 5 dolar. Kaç gün kalacağınıza göre karta ne kadar para yükleyeceğinize sizin karar vermeniz gerekiyor. Eğer bir hafta veya daha uzun kalacaksanız ve metroyu sık kullanmayı düşünüyorsanız 7-gün sınırsız biniş veya 30-gün sınırsız biniş gibi seçenekleri tercih edebilirsiniz.

Metro dışında tabi ki şehir içi otobüsler ve taksiler bulunuyor. Taksi, en pahalı seçenek. Otobüslere ise metro için kullandığınız aynı kartla binebiliyorsunuz. Bunun dışında Manhattan dışındaki bazı noktalara vapurlarla da geçebilirsiniz.

Ben, eğer aksini gerektirecek bir durumunuz yoksa, tabana kuvvet yürümenizi öneririm. New York, özellikle de Manhattan dümdüz bir yer ve bütün sokaklar birbirine paralel uzandığı için yolunuzu bulmak oldukça kolay. Ben iki gezimi de miniumum metro, maksimum yürüyüş şeklinde yaptım. New York’ta bulunduğum her iki seferde de günde ortalama 12 km yürüdüm. Eğer bu bana göre değil diyorsanız sınırsız hak veren metro kartlarını düşünün derim.

Gezilecek Yerler

Özgürlük Heykeli (Statue of Liberty)

Yani bu o kadar bariz bir öneri ki yazarken utandım.  Ama görülecek bütün yerlerin bir başlık altında toplanmış olması adına önerilerimi olabildiğince geniş bir yelpazede tutacak ve en bariz önerileri bile listemize ekleyeceğim.

Özgürlük Heykeli, Liberty Island’da bulunuyor. Buraya gitmek için haliyle vapura binmek gerekiyor. Vapurlar Battery Park İskelesi‘nden kalkıyorlar. Ben 2016’da Liberty Island biletini 18 dolara almıştım. Vapura biniş sırasının çok aşırı uzun olabileceğine dair binlerce şey duymuş, okumuş olabilirsiniz. Ben bu durumdan kaçınmak için erkenden kalkıp saat 8.30’daki ilk vapura yetişmiştim. Bileti alıp sıraya girip vapura binmem maksimum 20 dakikamı aldı. Yani o çok konuşulan 90-100 dakikalık bekleme sürelerini ben görmedim. Öte yandan vapurun her daim dolu olduğu doğrudur. İlk vapur da olsa ağzına kadar dolu gittik adaya.

Bir de bunun ücretsiz versiyonu var. Eğer “Özgürlük Heykelini şöyle bir karşıdan görsem bana yeter adasına çıkmasam da olur zaten bütçem kısıtlı” diyorsanız bahsedeceğim bu alternatif yöntemi kullanabilirsiniz. New York City’nin 5 bölgesinden biri olan Staten Island vapuru tamamen ücretsiz ve tam Özgürlük Heykeli’nin önünden geçiyor. Bu nedenle bu vapur Staten Island sakinleri dışında bir sürü turisti de taşıyor.

Bu alternatifi kullanacaksanız, Özgürlük Heykelini görebilmek için binince vapurun sağ tarafında durmaya dikkat etmeli ve asla oturmamalısınız. Çünkü oturursanız başka bir turist gelip önünüze dikiliverir siz de hiçbir şey göremezsiniz.

5. Cadde

5. Cadde (5th Avenue)

New York’un en ünlü alışveriş caddesi. Aklınıza gelen bütün lüks mağazalar bu cadde üzerinde bulunuyor. New York’un en nlü binalarının büyük bir kısmı ve bütün bunların yanı sıra Apple’ın ikonik camdan mağazası ve Simit Sarayı da 5. Cadde üzerinde. (Simit Sarayı önemli.)

Ünlü Binalar

Bu başlık özellikle mimariye ilgisi olanların ilgisini çekebilir. Empire State gibi bazılarının en üst katına manazara izlemek için çıkabilirsiniz. Ben haritamda hepsini işaretleyip rotamı binalara göre çizmiştim. (Haritayı yazının ilerleyen kısımlarında görebilirsiniz.)

  • Empire State: 5th Ave & 34th St. 1970 yılına kadar Dünya’nın en uzun binasıydı. Turistik gözlem katı bulunmaktadır.
  • Crysler Building: Lexington Ave & 43rd St. Turistik gözlem katı bulunmaktadır.
  • Flatiron Building: 5th Ave & 22nd St. Üçgen yapısıyla dikkat çeker.
  • Trump Tower: 5th Ave & 56st St. Sırf Trump’ın olduğu için ünlü. Bulunduğu yer Tiffany Corner olarak da bilinir. Trump zamanında bu köşenin New York’un en değerli noktası olduğunu söylemiş. O sırada Tam bu köşede Tiffany mağazası bulunuyormuş. Uzun ısrar ve çabaların sonucunda Donald Trump bu kçşe için imar hakkını almış ve kendi gökdelenini dikmiş. Tiffany Mağazası ise şu andan hemen bitişiğinde 5th Ave & 57st St. kesişiminde bulunuyor.
  • Rockefeller Center: 5th Ave & 45st St. Eğer kışın giderseniz önünde ünlü çam ağacını da görebilirsiniz. Ayrıca NBC stüdyoları da burada bulunmaktadır ve tur satın alarak içeriyi gezebilirsiniz.
  • Grand Central Terminal: Park Ave & 42nd St. Ünlü Tren İstasyonu.
  • New York Halk Kütüphanesi (New York Public Library):  5th Ave & 42nd St. Filmlerden hatırlayabileceğiniz yeşil masa lambaları olan New York Halk Kütüphanesi, gidememenin içimde ukta kaldığı biricik mekan. Eğer siz de gittiği yerlerde kitapçıları veya kütüphaneleri gezmeyi seviyorsanız, lütfen New York Halk Kütüphanesi’ne benim için de gidin.

Times Square

New York’un ünlü Times Square’ini de mutlaka ziyaret etmelisiniz.  Aslında her tarafı ekranlarla dolu Times Meydanı birçok kişiye göre güzel bir yer değil. Bana göre de değil ama değişik bir şekilde etkileyici bir yer olduğunu söyleyebilirim.Etrafındaki dev ekranlar, ışıklar ve mağazalarla insanın aklını başından alan ve tabiri caizse “aha işte bu kapitalism” dedirten bir yer.

Burada kırmızı basamaklarda fotoğraf çekilebilirsiniz. Ayrıca Times Square’e kadar gitmişken civardaki M&M’s World, Disney Store, Hard Rock Cafe gibi mağazaları ziyaret de edebilirsiniz.

Broadway

Eğer planınızda ve bütçenizde yer ayırabiliyorsanız mutlaka bir Broadway müzikali izlemenizi öneririm. Oyun ve bilet bilgilerini buradan bulabilirsiniz. Ben 2016’daki ilk kez gittiğimde üşenmeyip tek tek bütün oyunları yeni sekmelerde açıp en ucuzunu seçmeye çalışmıştım. Sonuç olarak 52 dolara Sefiller’e bilet bulmuştum. Kesinlikle harika bir deneyimdi.

Dünya Ticaret Merkezi (World Trade Center) ve 11 Eylül Anıtı

Benim mimariye pek ilgim olmadığı için az önce sıraladığım binalar çok da ilgimi çekmedi. Ama yeni Dünya Ticaret Merkezi’nin hem binası çok hoşuma gitti hem de hemen yanındaki 11 Eylül Anıtı tüylerimi diken diken etti.

Anıtın üzerinde 11 Eylül’de hayatını kaybeden herkesin adları bulunuyor. Kurbanların doğum günlerinde isimlerinin yanına görevliler tarafından çiçek bırakılıyor.

Wall Street

Ekonominin merkezi, filmlerde gördüğümüz çılgın brokerların çalıştığı yer olan Wall Street, Aşağı Manhattan’da kalıyor. New York Borsası (NY Stock Exchange) ve ünlü boğa ve karşısında duran kız çocuğu heykelini burada görebilirsiniz.

Brooklyn Bridge Park’tan akşamüstü manzarası

Brooklyn

Brooklyn çok güzel bir yer. Brooklyn köprüsünü kesinlikle yürüyerek geçmelisiniz. Brooklyn Heights’ın ara sokaklarını dolaşabilirsiniz. İki taraftı az katlı binalarla dolu yeşillikli sokaklarıyla Brooklyn Heights aynı zamanda New York’un yaşaması en pahalı noktalarından biri.

Daha sonra Brooklyn Bridge Park’tan meşhur New York silüetini izleyebilir ve civardaki cafe veya restoranlarda oturabilirsiniz. Özellikle Köprünün ayaklarının altında uzanan mekanlar son derece canlı ve güzel.

Little Italy & China Town

Amerika’ya göçerken kendi ülkesini de yanında getiren göçmenlerin mahalleleri. Bu iki mekan ülke içinde ülke nasıl olur görmek ve yemek yemek için güzel yerler. New York’da canınız İtalyan veya Çin mutfağından bir şeyler çekerse nereye gideceğinizi artık biliyorsunuz.

MET’in girişi

Müzeler

MET: Metropolitan Museum of Art, yani ünlü mü ünlü Metropolitan Müzesi. MET’in en etkileyeci yanlarından çok güzel bölümlere ayrılması ve her bölümde kendinizi anlattılan yerde ve zamanda gibi hissetmeniz.

MET’in en güzel yanı bağışa dayalı giriş ücreti olması. Yani ne kadar vereceğinize siz karar veriyorsunuz. Önerilen fiyatlar var (tam 20 dolar, öğrenci 10 vs gibi) ancak siz bu önerilen fiyatı vermek zorunda değilsiniz, isterseniz  sadece 1 dolar verip girebilirsiniz. (Nitekim ben öğrenciyim ben fakirim mantelitesiyle tam da böyle yapmıştım.)

MoMA: Museum of Modern Arts. birbirinden güzel modern sanat parçalarını bulunduran müzenin göz bebeği parçası Van Gogh’un Yıldızlı Gecesi. Tablonun önünde hep bir insan kalabalığı bulunduğu için görmek zor olabiliyor ne yazık ki. Normalde sabit ücret uygulaması var ancak cuma akşamları 16.00-20.00 arası ücretsiz. (Ben bu aralıkta gittiğim için Yıldızlı Gece’nin önünün çok kalabalık olması da mümkün)

Madam Tussauds: Dünyaca ünlü balmumu heykelleri müzesi. Dünya’nın birçok yerinde bulunan Madam Tussauds Müzeleri arasında New York’takini ayıran en büyük özellik daha çok dünyaca bilinen kişilere ev sahipliği yapması. Başka ülkelerde daha yerel ünlüler de bulunduğu için heykelini gördüğünüz insanları tanımak zor olabiliyor.

American Museum of Natural History: Müzede Bir Gece serisinin çekildiği yer. Giriş için MET ile aynı ücretlendirme sistemi kullanılıyor.

Central Park

Güzeller güzeli Central Park’ı görmeden dönmeyin. Şahsen benim için Central Park, Empire State’den daha önemli ve etkileyiciydi. Gerçekten çok ama çok güzel bir park. Burada güzel bir yürüyüş yapabilir veya bisiklet kiralayıp sürebilirsiniz.

Central Park içinde bulunan ve görülmesi gereken birkaç nokta da var. Parkın içinde birçok heykel bulunuyor. Bu heykellerin arasında Alice Harikalar Diyarında heykeli de var. Bunlardan biri az önce bahsettiğim MET. Onun dışında Madagaskar filmlerinden hatırlayabileceğiniz Aslan Alex ve arkadaşlarının evi olan Hayvanat Bahçesi de Central Park’ın içinde bulunuyor. Bir de meşhur Strawberry Fields‘ı görmenizi, John Lennon’ın anısına yapılmış Imagine mozağiyle bir resim çekilmenizi, öneririm.

Central Park dışında görülmesi gereken diğer önemli parklar ise Madisson Square Park ve Washington Square Park.

New York gezimi planlarken işaretlediğim harita görseli.

Plan

Planınızı gerçekleştiriken kalacağınız yer önemli olacaktır. Başlangıç noktanıza göre gün gün uzaklaşarak gezmek şehir içinde sürekli bir noktadan diğerine gitmeye çalışmaktan daha kolay olacaktır. Daha önce de bahsettiğim gibi Manhattan’ın 3 kısmı var. Bir günü Yukarı Manhattan’a, bir günü Orta, bir günü de Aşağı Mahattan’a ayırabilirsiniz mesela. Gezilecek yerler açısından:

~Yukarı (Upper) Manhattan’da: Central Park, Hayvanat Bahçesi (Central Park’ın içinde bulunan), MET,

~Orta (Mid) Manhattan’da: MoMA, Madam Tussauds, Times Square, Broadway Tiyatroları, St. Patricks Cathedral, New York Public Library, Rockerfeller Center, Chrysler Building, Empire State Building, Grand Central Terminal, Flarinton Building, Chelsea Market ve 5. caddenin en hareketli kısımları,

~Aşağı (Lower) Manhattan’da: Washington Square Park, Little Italy, China Town, Dünya Ticaret Merkezi (World Trade Center) ve 11 Eylül Anıtı, Wall Street, New York Stock Exchange, Özgürlük Heykeli’ne gitmek için kullanılabilecek iskeleler, Brooklyn Köprüsü (Mahtattan ayağı)

bulunmaktadır.

Lower Manhattan’ı sabahtan gezip Brooklyn’e akşamüstü geçmeyi tercih edebilirsiniz. Böylece Brooklyn Bridge Park’tan görülen efsane New York silüetini hem gün ışığında hem de akşam şehir ışıklarıyla görebilirsiniz.

Ben görülecek yerler azaldığı ve ortalık biraz daha tehlikeli hale geldiği söylendiği için Central Park’ın kuzey ucunu kendime sınır aldım ve oradan daha yukarı, Harlem civarına, hiç çıkmadım.

Orta Manhattan’ı bütün sokakları döne döne gezdim. Daha sonra Aşağı Manhattan’a inerken ise Chelsea Market’ten sonra iyice batıya doğru inip deniz kenarından yürüdüm. Böylece Hudson River Park’ı ve ve karşı kıyıda New Jersey’i görmüş oldum. Batı kıyısına da zaman ayırmanızı sizlere de öneririm.

Son olarak New York City Pass’den bahsetmeden de geçmeyeyim. NYC Pass kısaca, belli başlı turistik mekanlara öncelikli ve ücretsiz olarak girmeyi sağlayan bir uygulamadır. Bütün o müzelere, anıtlara giriş öcretlerini tek seferde toplu ödemişsiniz bu sebeple de indirim almışsınız gibi düşünebilirsiniz. Ben hiç kullanmadığım için iyi midir değil midir yorum yapamayacağım ama bu tarz uygulamaları çok seven bir sürü insan var. İlgilenenler için sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Otel

Aslında New York’ta otel deneyimim yok. İlk gittiğimde bir hostelde, ikinci seferinde ise bir arkadaşımın evinde kalmıştım. İlk gezimden önce baktığımda otel fiyatlarının çok yüksek olduğunu hatırlıyorum. Daha sonra Hi New York City Hostel‘de uygun fiyata oda bulmuştum.

Hi NYC’yi herkese öneririm. Çok bakımlı ve güzel bir hosteldi. Ayrıca bence yeri de harika. Amsterdam Ave & 104th St. kesişiminde bulunuyor. Hem 103. caddedeki metro durağına hem de Central Park’a çok yakın. Temiz ve kullanışlı bir tesisleri var. Ayrıca çeşitli etkinlikleri de bulunuyor. Ben ücretsiz (daha doğrusu isteğe bağlı bahşiş vermeye dayalı) Central Park turuna katılmıştım ve çok da beğenmiştim.

Luke’s Lobster

Yemek

Eh, Amerika’da olmak demek fast food’un ana vatanına gelmiş olmak demek. Ben ilk gidişimde çok kısıtlı bir bütçem vardı. Dolayısıyla hemen hemen her gün Subway’den 3 dolara günün menüsü yemiştim. New York’ta çok fazla mekan deneyimleme şansım da olmadı yani. Ama önerebileceğim üç nokta var ki bu yerlerde parmaklarınızı yiyebilirsiniz.

Five Napkin Burger: 9th Ave. & 45th St. kesişimi. Tam Amerikan tarzı hamburger yiyeyim. Şöyle güzel bir restoranda ve lezzettli mi lezzetli olsun derseniz 5 Napkin’i şiddetle öneririm. Ben buraya çok sağlam tavsiyelerle gittim. New York’a iş veya aile sebebiyle uçan herkes 5 Napkin’i bir keşfetmiş sanırım, döndükten sonra da farklı farklı insanlardan 5 Napkin önerileri duymaya devam ettim. O yüzden ben de bu sürüye katılıyor ve 5 Napkin’i öneriyorum.

Chealse Market: 9th Ave. & 15th St. kesişimi. Burası bir yemek marketi. İçeride çeşit çeşit cafe ve restoranlar bulabilirsiniz. Değişik lezzetler denemek için de uygun bir nokta.

Luke’s Lobster: Brroklyn Köprüsü altı, Brooklyn. Evet, burası bir köprüaltı sokak yemeği satıcısı. Sandviç ekmeği içinde deniz ürünleri satıyorlar. (Belki hot dog ekmeği demek daha doğru olur) Porsiyonlar pek büyük değil ama inanılmaz lezzetli.

Bonus:

Simit Sarayı!

Eğer siz de yurt dışında yaşıyor ve simiti, ayranı, su böreğini özlüyorsanız kesinlikle 5. Cadde üzerinde bulunan Simit Sarayı’na da gidin.

New York’un orta yerinde Simit Sarayı bulabilmek insanı o kadar duygulandırıyor ki zeytinli açma yerken insanın gözleri doluyor.

5. Cadde üzerinde olduğunu da düşünecek olursak pahalı olması bizi şaşırtmadı. Ancak lezzet konusunda New York’taki Simit Sarayı’nın da en az Türkiye’dekiler kadar başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Simite hasret mi kaldınız? Simit Sarayı’na gidiniz. (Gururumuz.)

Bumerang - Yazarkafe