La Boca | Buenos Aires Gezi Rehberi | Arjantin

La Boca’nın yeri Arjantin’in hem geçmişinde hem de günümüzde oldukça önemli.Çünkü burası Arjantin’in doğuş noktası. Boca “ağız” demek. Matanza nehrinin ağzında oluşmuş doğal bir liman La Boca, Arjantin’in ilk limanı. Avrupa’dan göçler gerçekleşirken gemiler buraya demirlemiş. Sonrasında insanlar yerleşmeye başladıkça limanda çalışarak geçinen fakir işçi kesiminin yerleştiği yer haline gelmiş.

La Boca şu anda aktif bir liman değil. Bir zamanlar ülkenin en fakir kesiminin yaşadığı bu yer şimdi Buenos Aires’in kültürel merkezi en turisitik alanlarından biri. Bir çok sanat gösterisi, sergiler, müzeler bulunuyor rengarenk La Boca’da.


Kapsamlı Buenos Aires Rehberi için tıklayınız! 


Renkli La Boca evleri: Conventillos.

La Boca neden rengarenk?

La Boca insanın içini açan cıvıl cıvıl bir yer! Dar sokakların iki yanı renk renk boyanmış, küçük evlerle dolu. İlk görüşte insana burada yaşayanlar ne zevkli insanlarmış diye düşündürtüyor. Oysa ki ardındaki sebep eskiden burada yaşayan halkın çok fakir olması.

1800’lü yıllarda evlerini boyayacak, yamayacak hiçbir materyali olmayan La Boca sakinleri, evlerini tamir etmeleri gerektiğinde tersanelerde gemi yapımından geriye kalan ne kadar malzeme varsa onları kullanmışlar. Bu nedenle “conventillos” (konventişos) denilen bu evler yarı ahşaptan yarı metalden yapılmış, elde ne boya varsa onları kullanarak boyanmış derme çatma binalar. Conventillo’ların her katında birkaç oda, bir mutfak ve bir tuvaletin bulunuyor. Her bir odada en az 4-5 kişiden oluşan aileler yaşıyormuş. Yani bu da her conventillo’da en az 3-4 aile bir mutfak ve bir tuvaleti paylaşıyordu demek. Bu nedenle 1871 yılındaki sarı humma salgını zor ve hijyenik olmayan şartlar altında yaşayan La Boca sakinlerini çok etkilemiş. Hastalığın en yaygın olduğu nokta La Boca haline gelmiş.

Benito Martin

Benito Quinquela Martìn

La Boca’nın bugünkü haline nasıl geldiğini anlayabilmek için ise Benito Quinquela Martìn’den de bahsetmek lazım. Benito, La Boca’da doğup büyümüş, Dünya çapında ün kazanmış Arjantinli bir ressam. La Boca’da deniz kıyısında doğup büyüdüğü ve çalışmalarını yaptığı ev kendisi henüz hayattayken sanat müzesine çevrilmiş. Müzenin hemen önünde de Benito’nun heykeli bulunuyor. Bu adamı bu kadar önemli yapan ise sadece başarılı bir ressam olması veya Arjantin’i uluslararası sanat camiasında temsil etmesi değil. Benito Martìn, La Boca’ya derin bir gönül bağı duyduğu için belli bir süre yurt dışında yaşasa da La Boca’ya geri dönmüş, çalışmalarına burada devam etmiş ve La Boca’nın geliştirilmesine inanılmaz katkıda bulunmuş.

Evet, evler önceden de farklı renklerde boyanıyormuş yeterli boya olmadığı için. Ama bir düşünün, gemilerden arta kalan renklerle boyuyorlarmış. Ne kadar renkli olabilir ki? Siyah, gri, beyaz, mavi, biraz da kırmızı belki? Martìn’in sanatçı ruhu La Boca’yı bugünkü haline getirmiş. Evlerin yenilenmesine yardımcı olmuş Martìn. Tekrar boyanırken yine farklı farklı renklerde boyanması hususunda ısrar etmiş. Çocuklar için sanat atölyeleri açmış. Hala müzesinin üst katı çocuklar için ücretsiz resim atölyesi. Bu adam sayesinde La Boca bugünkü cıvıl cıvıl ve sanat dolu halini almış.

Juan de Dios Filiberto ve Caminito

Bahsedilmesi gereken bir başka önemli kişi de Juan de Dios Filiberto. La Boca’nın ünlü caddesi Caminito adını Filiberto’nun aynı isimli şarkısından alıyor. Çünkü bu şarkıyla Tango müziği dünyaca tanınmış ve ilk kez bir sanat olarak kabul görmüş. Caminito’nun dünyaca duymasından önce ise tango müziği fakir kesimin içinden kopup var olduğu için değer görmüyor, sanatsal bir değeri olmadığı düşünülüyormuş. Filiberto, Caminito şarkısıyla tango müziğinin hem dünyaca hem de Arjantin’in saygın kesmince kabul görmesini sağlamış.

Caminito kısa, etrafı rengarenk conventillos’la kaplı klasik bir La Boca sokağı. La Boca’nın merkezinde bulunuyor denilebilir. Buradan uzaklaştıkça renkli şirin conventillos azalıyor.

Cuartel de Bomberos Voluntarios de La Boca

Son olarak da La Boca’nın isimsiz kahramanlarından bahsetmek lazım. Dediğim gibi zaten pek sağlam olmayan conventillo’larda bu kadar çok kişi yaşadığı için çok fazla yangın çıkıyormuş. Bunun üzerine halk kendi arasında örgütlenmiş ve Cuartel de Bomberos Voluntarios de La Boca adında kendi gönüllü itfaiyecilik sistemi kurmuşlar.

Daha sonra arkadaşım Gürkan Genç’ten öğrendiğim üzere Latin Amerika ülkelerinin hiçbirinde itfaiye bir devlet hizmeti değilmiş, tamamen gönüllü insanların çabasıyla yürütlüyormuş. Ben devletlerin böyle bir hizmet sunmamasına inanamamakla birlikte gönüllü itfaiyecilik yapan insanlarında gerçek bir özveri ve kahramanlık gösterdiğini düşünüyorum.

Tango

La Boca’nın başka bir önemli özelliği ise tango müziğinin burada doğmuş olması! Arjantin halkı da Amerika kıtalarının geri kalanı gibi tamamen aldığı göçler sonucu oluşmuş karma bir halk. Güney Amerika’nın geri kalanından farklı olarak Arjantin Afrika’dan çok fazla göç almamış. Zamanında buraya göç eden en büyük kesim İtalyanlar. Onları İspanyollar izliyor. Daha sonra ise Almanya, Polonya, Letonya, Fransa, Ermenistan gibi ülkeleri sayabiliriz. Bütün bu farklı yerlerden gelen insanlar burada fakirlik içinde birlikte yaşamak zorunda kalmışlar.

Peki bu kadar farklı insan nasıl birbiriyle anlaşacak? Nasıl dertlerini, sıkıntılarını, mutluluklarını paylaşacaklar? Hele ki 19. yüzyılda?

Tabi ki müzikle!

Bu kadar farklı insan bir arada. Her biri kendi enstrümanını alıp akşamları müzik yaparlarmış. Bunun bir kesinliği yok ama tangonun birbirinden farklı bu kültürlerin, farklı müziklerin zamanla birleşmesiyle ortaya çıktığı söylenir.

 

Hediyelik eşya dükkanları.

Her ülkenin eski tarihi evlerine yapıldığı gibi bunlar da şu anda küçük hediyelik eşya dükkanlarına dönüşecek şekilde restore edilmiş. Tarihi ne kadar acıklı olsa da şimdi La Boca gezmesi çok keyifli bir yer. Sokakta her zaman resimlerini satan sanatçılar, tango kıyafetleri içinde gezip para karşılığı sizinle fotoğraf çektiren insanlar oluyor.

Boca Juniors’ın ünlü stadı.

Boca Juniors

Son olarak Boca’nın en önemli noktalarından biri: LA BOMBONERA.

La Bombonera, Arjantin’in efsane takımı Boca Juniors’ın stadı. Zira Maradona da bu Boca Juniors’tan yetişip çıkmış. Stadın VIP locasında özellikle Maradona’ya ayrılmış bir koltuk var. Diğer bütün koltuklar maviyken onunki sarı.

Boca Juniors’ın inanılmaz bir fanatik taraftar kitlesi var. Öyle bir kitle ki futbol kulübünün üye sayısı Bombonera’nın kapasitesinin yaklaşık üç katı. Aslında üyelerin Bombonera’daki maçlara ücretsiz olarak girebilmesi lazım. Ancak sayılarının çokluğundan dolayı her maçta ancak bir kısım üyeler maçı stada alınabiliyor. Sırayla bütün üyelere fırsat verilmeye çalışılınıyor. Haliyle üye olmayıp da ücretli olarak Bombonera’da yapılacak maçlara bilet bulmak oldukça zor oluyor. Bu nedenle Boca Juniors La Bombonera’yı genişletme planları yapmakta. Henüz nasıl bir düzenleme yapılacağı açıklanmadı ama taraftarları haberleri heyecanla bekliyor.

Boca Juniors’ın renklerini alış hikayesi ise çok eğlenceli. Boca’nın ilk renkleri siyah-beyazmış. Sorun şu ki aynı renkleri kullanan bir takım daha var: Boedo. Tabi iki takım da ilk etapta kendi renklerini değiştirmek istememiş. Bunun üzerine bir maç yapmaya ve kazanın renkleri kullanmaya devam etmesine karar vermişler. Tahmin edersiniz ki Boca Juniors yenilmiş. Yeni renklerine bir türlü karar veremeyen takım en sonunda Boca limanına gitmeye ve limana giren ilk geminin bayrağının renklerini kullanmaya karar vermişler. Peki limana gelen ilk gemi nerenin gemisiymiş dersiniz? İsveç! O gün bugündür Boca Juniors sarı-mavi renklerini kullanıyor.

La Boca’ya giderken dikkat edilmesi gerekenlerin üstünden geçecek olursak; şehrin en turistik noktalarında biri olduğu için burada eşyalarınıza sahip çıkmanız gerekir. Ayrıca geç saatlerde bu civarda bulunmanızı kesinlikle önermem. Zaten saat akşam 6 oldu mu buradaki bütün dikkanlar kepenkleri indirir evlerine giderler. Onun için mutlaka gün içinde ziyaret etmelisiniz.

Bumerang - Yazarkafe