Ters Mevsim kimdir? Seyahat blogları sürüsüne neden ve nereden katılmıştır? Bu sayfaya geldiyseniz aklınızdaki soruların bunlar olduğunu tahmin ediyorum. Öncelikle ilginize, alakanıza teşekkür ederim.

Hikayem, Antalya’nın bunaltıcı bir yaz gününde, 16 gün erken doğmaya karar verip zavallı anne ve babamı hazırlıksız yakalamamla başlıyor. Doğduğum günden sonra geçen 18 yıl her insanınki kadar basit, doğal ve bilindikti. Emin olun 18’ime gelene kadar hayatımda ilginç hiçbir şey olmadı. (10 yaşımdayken kardeşimin doğması hariç. O biraz ilginçti.)

Birinci Dönüm Noktası

Lise sondayken, benim tenefüste test çözdüğüm sıralarda annemin durup dururken okulumu aramaya karar vermesiyle başladı her şey. AFS diye bir öğrenci değişim programı olduğunu ve o günün başvuruların son günü olduğunu böyle öğrendik. Meğer haftalarca okulda afişi asılıymış ama ben hiçbir zaman öyle şeyleri fark edebilen bir insan olmadım. Olacağı varmış demek ki; annem programı öğrenince aaa tabi ki benim kızım gitmek ister! deyip benim kaydımı yaptırmış. Canım annem, iyi ki yaptırmış.

Lise biter bitmez kendimi Belçika’nın Flaman bölgesinde küçük bir köyde buldum. Hiç unutmuyorum, 19 Ağustos’tu ve biz 13 öğrenci tam ÖSS sonuçların açıklanacağı gün kalkıp Belçika’ya gitmiş sonra da elalemin ülkesinde hangi okulu kazandık öğrenebilmek için bilgisayar kovalamıştık. O gün, doğduğum gün kadar büyük bir öneme sahiptir. Zira bu deneyim sayesinde bugünkü ben haline geldiğime can-ı gönülden inanıyorum.

Bir sene sonra Belçika’dan döndüğümde çok büyümüştüm. Mesela bir sene boyunca host anneme bütün ev işlerinde yardım ettiğim için döndüğümde “anneeğğ bundan sonra sana hep yardım edicem anneğğğ diye dönmüştüm. Eminim annem çok mutlu olmuştu. Yine de çok da fazla büyüyememişim sanırım,ya bu yurt dışı beni iyi eyledi, ben bir daha gitsem mi acaba? diyene kadar aradan 4 sene geçti. Bir şeyleri durup durup sonra birden abartarak yapan tiplerden olduğum için üniversitenin son yılında, önce Florida’da Work and Travel sonra da Danimarka’da Erasmus patlattım. W&T’da yurt dışında para kazanıp kendi ayaklarının üstünde durmanın keyfine varırken Danimarka’da ise yurt dışında depresyona nasıl da girilir onu öğrendim.

İkinci Dönüm Noktası

Ben daha hala Danimarka’dayken o zamanlar Türkiye’de oturmuş beni beklemekte olan sevgilimin tayini çıkıverdi. Hem de Arjantin’e! Evlenip benimle gelir misin dedi, ben de gelirim dedim. Böylece hayatımın ikinci dönüm noktasına adım atmış oldum. Dördüncü sınıfın son döneminde kendi okuluma döndüm. Bir yandan derslerle bir yandan da yok efendim nişan yok neymiş bohça falan bir sürü acayip şeyle uğraştım. En sonunda, o zamanlar hiç gelmeyecekmiş gibi hissettiren, haziran ayı geldi ve ben mezun oldum, evlendim, Arjantin’e taşındım.

Bazılarına bu yaptığım çok acayip ve aşırı mantıksız geliyor biliyorum. İnanın bana, ben de kendimi çok şaşırttım. Aşırı derecede önyargılı olduğum bir şey yaptım ve okul bitmeden evlenmeye kalktım. Paralel bir evrende aynı olay bir okul arkadaşımın başına gelse kesin ay deli mi bu kız diye yargılardım. Ne var ki bu evrende benim başıma geldi. Ve gerçekten de yaptım. Zira Dünya’nın diğer ucuna taşınmaya hazırdım ama sevgilimi kaybetmeye hazır değildim.

18’imden 24’üme kadar her dakikası dolu dolu geçen hayatım Arjantin’e vardığım gibi yavaşlayıverdi. Bunu zaten öngörmüştüm. Danimarka’da yaşadığım acayip boşluğu Arjantin’de de yaşamamak için uzun zamandır hayalim olan bir şey yapmaya karar verdim ve Ters Mevsim’i açtım. Seyahat bloglarına her zaman hayranlık duymuştum çünkü nasıl oluyor da bu insanlar böyle seyahat planlarını bir araya getirebiliyor bir türlü aklım almıyordu. Hazır olun itiraf ediyorum, ben seyahat planlama konusunda karşılaşabileceğiniz en başarısız insanlardan biriydim. Meğer öğrenilebilen bir şeymiş. Ters Mevsim’le gezdikçe, yazdıkça bir dahaki sefere nasıl daha iyi planlayabileceğimi öğrendim. Hala art arda 5 uçuşu saat ve fiyat olarak denk getirebilenlere inanamıyor ve tapıyorum. Ama en azından, tek uçuşla falan da olsa, kendi planımı yapabiliyorum.

Gezmek Değil Yaşamak

Ters Mevsim hayatımın büyük bir kısmını kaplamaya başladığından beri kendimle ilgili bir çok şey öğrenmeye de devam ettim. Misal, ben yurt dışında gezmeyi değil de yurt dışında yaşamayı daha çok seviyorum. Bir yere alışmaya çalışırken geçen o çileli süreç nedense bana mazoşist bir keyif veriyor. Tabi Dünya’daki bütün ülkelerde yaşamak çok mümkün bir şey olmadığı için biz eşimle en yakın alternatifi sürdürüyor; expat hayatı yaşarken gezebildiğimiz kadar gezmeye çalışıyoruz. Ben de gerek yurt dışında yaşamaya gerekse gezmeye dair öğrendiğim her şeyi burada yazıyorum. Çünkü beni mutlu ediyor. Umarım siz de okurken mutlu olursunuz.

Biz hala Arjantin’deyiz. Yazın kışı, kışın yazı özleyen herkesi bekleriz. 🙂